karaciger-nakli-header

Karaciger nakli gerektiren hastaların çok büyük çoğunluğu karaciğer sirozu bulunan hastalardır.

Günümüzde, son dönem karaciğer sirozu olup 1 seneden daha az yaşam beklentisi olan tüm hastaların karaciğer nakli için aday olduğu görüşü kabul görmekte ve bu hastalara nakil önerilmektedir ( veya önerilmelidir). Çünkü bu durumdaki hastaların yarısı bir yıl içinde bu hastalıktan veya komplikasyonlarından dolayı hayatını kaybetmektedir.

Zamanında yapılan karaciğer nakillerinde %80 inin üzerinde başarı oranı vardır.

Organ nakli, kronik organ yetmezliği olan hastalarda tek tedavi şeklidir. Organ bulunamadığında bu hastalar için ölüm kaçınılmazdır.

 

Hastalar kötüleşmeden, yani genel durumları bozulmadan transplantasyon olursa ameliyat riski azalır ve yaşam süreleri o kadar uzar, geç transplantasyonda ise kısalır ve maliyetleri de o kadar artar. Bu nedenle uygun zamanlama ve uygun hasta seçimi çok önemlidir.

Hastaların genel durum bozukluğu ve ameliyatın büyüklüğü nedeni ile riskli bir ameliyattır. Bu risk karaciğer nakli yapılmasını gerektiren hastalığın ağırlığı ile daha da artabilir. Hastalar, genellikle her açıdan tükenmiş ve birçoğu çok ağır durumdadır. Ancak ameliyat olmazsa kaybedilmesi kaçınılmaz hastalardır. İşte karaciğer nakli bu hastalar için yeni bir yaşam için umut demektir.

Karaciğer nakli, kan grupları aynı alıcı ve vericiler arasında gerçekleştirilir. Çok acil şartlarda hayat kurtarmak amacı ile kan grupları uymayan insanlar arasında bile karaciğer nakli yapılabilmekle birlikte pratikte ameliyatın büyüklüğünden dolayı sadece son çare olarak düşünülebilir..

       

Karaciğer nakli bir yakınından alınan ve vericinin hayatını tehlikeye atmayacak ama alıcının yaşamasına yetecek büyüklükte bir karaciğer parçası ya da beyin ölümü geçekleşmiş kişiden organ bağışı ile alınan karaciğerden yapılabilir.

Böbrek naklinden farklı olarak ameliyatta hasta karaciğer tamamen çıkarılıp yerine sağlam karaciğer konulur. Karaciğer nakli genel cerrahinin en büyük ve kanlı ameliyatıdır. Süresi     8-18 saat civarındadır. Oldukça kalabalık ve bu dalda iyi yetişmiş bir ekip tarafından gerçekleştirilir.

Nakil yapılacak karaciğer canlı donörden alınacaksa alıcı ve vericiler ayrı ameliyat salonlarına ayni zamanda alınır, bir salonda sağlıklı karaciğerden uygun büyüklükte parça alınırken diğer salonda hastalıklı karaciğer çıkarılır, sonra da vericiden gelen karaciğer parçası yerine takılır.

Ameliyattan sonra hastalar yoğun bakıma alınır. Verici birkaç günlük tedaviden sonra taburcu edilecek iyiliğe kavuşur. Nakil yapılan hasta ise yoğun bakımda hayati işlevlerini kazanmasını takiben servise alınır, burada tedavisine devam edilir.

Ameliyat sonrası tüm nakil geçiren hastalara genel ilaç tedavilerin yanı sıra bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar verilir. Bu ilaçların dozlarının ayarlanması ve hastanın yeni yaşam tarzına uyumunun sağlanması sonucu eve taburcu edilir.

Tüm organ nakli geçirmiş hastalarda olduğu gibi, karaciğer nakli yapılan hastalar da ömür boyu bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullanırlar. Organın vücudun savunma mekanizması tarafından atılmasını engellemek ve fonksiyon ve hayatiyetini devam ettirebilmesi tamamen bu ilaç tedavisine bağlıdır. Eğer ilaç kullanılmaz veya düzensiz kullanılırsa  bağışıklık sistemi hemen bu yabancı karaciğere karşı savaş başlatır ve bu da organın ve belki de hayatın kaybı ile sonlanır.

Karaciğer naklinin esas amacı, kişiyi sağlığına kavuşturmanın da ötesinde, normal, aktif, üretken hayatına kazandırmaktır. İnsanlar ailelerine,işlerine, okullarına dönebilirler, güvenle seyahat edebilirler, tatil yapabilirler..

Son dönem karaciğer hastalarında sağlığın bozuk olması  yanı sıra üreme, doğurganlık, cinsellik hayatı da büyük ölçüde sona erer. Karaciğer nakli sonrası cinsel fonksiyonlar geri döner, kadınlar tekrar adet görmeye başlar, hamilelik ve doğum mümkündür.

Ülkemizde organ nakilleri dünya standardında yapılmaktadır. Karaciğer ve böbrek gibi önemli organların nakillerinde başarı oranları % 80-90’nın üzerindedir.

Ne var ki tüm organ nakillerinde mutlaka bir vericiye ihtiyaç vardır. Aile bağlarının çok güçlü olduğu ülkemizde tüm hasta yakınları organ vermek için gönüllü olmaktadır. Ne yazık ki her vericinin organı her alıcıya uymamakta, vericilerde organ vermeyi engelleyen ciddi sağlık sorunları ortaya çıkmakta ve organ alımı birçok durumda gerçekleştirilememektedir.

Kaldı ki kalp, akciğer, pankreas gibi birçok organ canlı donörlerden temin edilememektedir. Donör olabilmenin ilk şartı organ vermenin vericinin sağlığına ve yaşamına mal olmamasıdır.

Tüm dünyada olduğu gibi organ temininin esas kaynağı gönüllü vericilerden çok beyin ölümü gerçekleşmiş kadavra vericiler olmalıdır. Ülkemizde organ bağışı  arzu edilen seviyenin çok altındadır. Kronik hastalıklardaki artış organa olan ihtiyacı artırırken kadavra donör sayısındaki artış buna cevap vermekten çok uzaktır.

Organ verici olmanın genel anlamda yaşı yoktur, kişinin ve organların sağlıklı olması ve organ verdikten sonra sağlığının bozulmaması esastır.

Kişi sağlığında organ bağışında bulunabileceği gibi beyin ölümü gerçekleştiği durumlarda aile tarafından da bağışta bulunulabilmektedir. Organ nakli yapılan tüm hastaneler ve Sağlık Bakanlığına bağlı kurumlarda organ bağışı kabul edilmektedir.

Karaciğer Nakli Merkezlerimiz